
Lions ışıkları söndü! Prematüre bebekler ağlamıyor artık. Ana haber bültenleri, hava durumu, İnternet mesajları, duvar yazıları, Bir şehir efsanesi ardına bırakılmış… Avuçlarıma mutlu sonlar getiren, Buğulanmış Ergin gözlerimde, Son duyduğum ses, kalanın son ihaneti. Belki yalnızca sokaklarını dolaştığım, Bu şehri terk ediyorum. Boş bir bavul gibi bırakıp kendimi sokaklara, Sürüklenip gelip geçenle, Ve ...

Temmuz geldi… Ağustos böcekleri gibi, Senlen böyle kaç zaman, Geçip gidivermişti velhasıl… Gün kahkahaları olduk, Bir kutu kibrite, Bir tutuşmalık çırpınmalar, Yanıyoruz şimdi sevgilim… Solmuş gitmiş rengi külün, Gökyüzün simsiyah, Bir bir uçuyoruz şimdi… Vesikalık konuşmalar ve kayıp gözyaşları. Nasılda başıboş geçiyor zaman. Üsküdar’ın Salacağın, Moda’nın, Terennüm tadı bu aşkların, Aciz ve merhametsiz bu sevgilerin, Bir hatırası ...

Günaydın Bephonka; Günler belirgin bir biçimde uzadı. Artık akşamları güneş daha yoğun ve ürkütücü. Sanırım yaz geldi... ... Güneş batmaya yakın, Ürkütücü ve görkemliğine inat Umut yüklüyor insanlara. Yarına bir umut... Akşam sahilleri daha güzel oluyor bu günlerde Yakamoz denize düştüğünde, Bambaşka bir ahenge bürünüyor şehir. Yüreğimin sesini dinliyorum... ... O gün senden kopmayı düşündüğümde, kendimi ...

Gece yarısı. Sokaklar ıssız, perdeler çekilmiş Ve yollar; Terk edilmiş bir sessizlik içinde. Zamansız yağan ahlaksızlık Bir cadde kenarında, Karanlığa gömülmüş... ... Şehir rivayetlerle dolu. Sokak aralarına karışan, Linç edilmiş yalnızlıklar Birikmiş öfkelerle sonsuz... Bir ihanet, bir aşk Biraz ergen yalnızlık... Kimse yaşamıyor hakikat bu İnsanlar masum insanlar suçlu; Her insan yaşandıkça ölüyor. Ve herkes yaşattıkça güçlü. Hayat bu ...

Sen yoksun... Şimdi herşeyi eksik İstanbul'un, Şimdi; uçup gidiyor nazeninde Üsküdar'dan salacağa bir ömür... ... Sen "metropol" güzeli; Nisa'nın sevdası sende meçhul Bekareti mavi düşlerinde... Sen de bilirdin bir zamanlar, Geceleri sokak sokak gezen Bir kandil gibi ömrünü aydınlatan O esrik sözlerin efendisiydim.  ... Sen "yoklama" güzeli; Senin ıssız sokakların var bilirim Deniz kıyılarında beslediğin O tükenmez ...

Bahar geldi. Hadi sende gel... Bu aşkın adı yok, sonu sonsuz... Bu mavi telaşa kapıldık sahipsiz. Bi gidip bi geliyor mevsim, Salacağa, üsküdara Bahar geldi hadi sende gel... İlk defa yaşamış gibi hayatı, Ve yeniden doğmuş gibi; Sen, ben ve dünya. Üçümüz! İçimden geldi hadi sende gel... Bu deniz seni yaşıyor üstüme ...

Üsküdarda Saat iki... Denize yakın koyu bir mavilikten koptu gece. Yapraklar düşüyordu yollara sakince Sen yoktun... Bu beton yığınları üşümüyor ki hiç Bu deniz üşür mü? Yollar hep ıslak... Bulduğum tek şey pırıltıları yitirmek Ya heptir var olmalar yada bir hiç! Ben aşkı sevmedim ki hiç... Aldırma sen bu efsuna! Sözler eskiyor ...

Üsküdardayım... Sonbahar kıyılarına vurmuş sessiz biri! Salacağa çok yakın, kalbimin denize düştüğü yerdeyim... O bomboş sokaklarda dolaşmaktan zevk alıyorum. Ve yağmur sonrası sokakları, unutulmuş, ıslanmış ,arınmış. İnsanlardan, pislikten yani onu boş ve çirkin gösteren her şeyden.Tıpkı kış sahilleri gibi. Ama kış sahillerinin özelliği ve en etkiliyici yani ...

Eskiler çoktan gitti. Yeniden yeniye, Sonuda tükettik sonunda... Oysa; Herşey nasıl da büsbütündü bir zamanlar Yaşanmamış her mevsim gibiydi bahar Şimdi herşey yarım, günler yanlışlarla dolu, Gülüşler sürgün edilmiş... Ve gel zaman, git zamandır Yüklenmiş sözler üstümüzde eskitilmiş, Ki kalmış dimağımızda eski zamanlardır. Şimdi nedense her şeyde Bize bir yalnızlık var Bize bir hayat... Alıp götürüldük ...

Bir mamur gibi duruyorsa yalnızlık Ben onu bile görmüyor gibiyim. Sorma! Kırık aynalardan görünmüyorsa yüzün Ya bakmasını bilmiyor, yada bir ama gibiyim... Ya hepti var olmalar Yada bir hiç! Yokluğundan bu güzel istanbul'u kurtarsamda; Adımından izler kaldı yollarında... Susarmı sence bu içimdeki ses, Durulurmu bu deniz? Bomboş bir şehrin kirli kaldırımlarında Kapkara ...