Bu yazı toplamda 81, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Üsküdardayım…
Sonbahar kıyılarına vurmuş sessiz biri!
SalacaÄŸa çok yakın, kalbimin denize düştüğü yerdeyim…
O bomboş sokaklarda dolaşmaktan zevk alıyorum.
Ve yağmur sonrası sokakları, unutulmuş, ıslanmış ,arınmış.
İnsanlardan, pislikten yani onu boş ve çirkin gösteren her şeyden.Tıpkı kış sahilleri gibi.
Ama kış sahillerinin özelliÄŸi ve en etkiliyici yani ise; sert, umursamaz ve yine boÅŸ olmasıdır…
Oysa kış henüz gelmedi…
Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet oyuncaktan ibaret.
Ya çok kıymetli, ya hemen kırılıp atılan, benimki hangisi?
Bazen eski bir aşk aklıma gelir; Götlük yaptığım,yada bana yapılan!
Gerçekten sevdiğim fakat kopmak zorunda kaldığım.
Sadece zorunda kalıyor insan…
Ne büyülenmiş bir can, ne tutuşmuş bir yürek
Nede görülecek bir rüya kalmış bu ÅŸehirde…
Sahi adı neydi sonsuza vurulmuş bu mavinin?
Åžimdilerde ne yazmam gerektiÄŸini bilmiyorum.
GeçmiÅŸim beni ele veriyor sanki…
Ben yaktım gemileri çoktan, ve küllerini savurdum denize.
Yaptığım tek şey, aklımdan geçenleri buraya yazmak.
Bana bir SUS desenize…
Kimdi kalan?
Akıp giden gözyaÅŸlarımız ardında…
Yollar mıydı uzayan, yoksa
Umutlar mıydı azalan…
Åžimdi;
Kim gidebilir ki kaçan bir trenin ardından…
Müzikle Beraber:
“Bir anlık cennetti yakaladığın,
içimde mavi sevdalardan kalma. İstanbul’a dair…”